Kayıtlar

Mayıs, 2021 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Değişkenler Silsilesi

Resim
  Bazen kafam karışıyor. Doğrular, yanlışlar hepsi birbirine giriyor. Bazen, hayatın tam olarak neresinde durduğumu kavrayamıyorum. Doğru kabul ettiklerim yanlış, yanlış kabul ettiklerim doğru çıkabiliyor. Belki de doğrularla, yanlışlarla çok kafayı bozan biriyim ya da biriydim. Öncesinde kalıplaşmış çok düşüncem vardı. Sonrasında fark ettim ki hayat bu kalıplaşmış düşüncelerden çok daha fazlası. Her insanın kendisine göre doğruları vardır tabi ama hayat bazen o doğrulardan ibaret olmayabiliyor. Peki bu iyi bir şey mi kötü bir şey mi? Bu duruma nasıl yaklaştığımıza bağlı. Öncesinde kötü bir şey olduğunu düşünürdüm ama artık böyle düşündüğümü söyleyemeyeceğim. Çünkü öyle ya da böyle bu durumun hayatımı daha iyi bir hale getirdiğini fark ettim. Çoğu zaman "olur" dediklerim olmadı, "olmaz" dediklerim oldu. En sonunda anladım ki bu önüne geçebileceğim bir şey değil. Bu yüzden, doğrunun ya da yanlışın aslında ne olduğuna dair yaptığım sorgulamaya bir son verdim. Eminim s...

Kilit Noktası

Resim
Mark Wolynn'un "Seninle Başlamadı" adlı kitabında şöyle bir cümle var "zihnimin devamlı olarak en kötü senaryoyu düşünerek ve eğer yeterince endişelenirsem en çok korktuğum şeyden kendimi koruyabileceğim yalanı ile benimle nasıl alay ettiğini öğrendim." Bu kendimce çok doğru bulduğum bir cümle. Çünkü bunu çoğunlukla yapıyorum, sanki "tamam ya bu korkum için çok fazla endişe duymamalıyım" desem her şey daha kötüye gidecek gibi hissediyorum. Fakat çok fazla endişelenip, en kötüsünü düşündüğümde ise hayatım büyük oranda kötü etkileniyor.  Bir de şöyle başka bir düşünce var "başınıza gelmesinden en çok korktuğunuz şeyin başınıza geldiğini düşünün, bunun düşündüğünüz kadar korkutucu olmadığını göreceksiniz". Eee düşününce bu da doğru. Bunu da uyguladığım oluyor. Şimdi Wolynn'dan ve çoğu kişisel gelişim kaynağından öğrenmiş olduğum bu iki düşünce birbirine zıt değil mi? Yoksa bana mı zıt gibi geliyor? Yani şimdi en kötüsünü düşünelim mi düşünme...

Şemsiyenin Gücü Adına

Resim
  İnsanlar bazen düşünmeden konuşurlar. Hiç düşünmeden kurdukları cümleler yüzünden kaç kişi uykusuz kalmıştır kim bilir. Belki buna biz de sebep olmuşuzdur. Saçma bir döngü daha işte. Hayatta hiçbir şeyin doğum ve ölüm dışında başı ve sonu yok sanki. Bitmek bilmeyen bir döngü içinde yaşıyoruz gibi hissediyorum. Kalbimiz kırılıyor, biz birilerinin kalbini kırıyoruz. Mesele sadece kalbin kırılması da değil. Yaşadığımız, hissettiğimiz hiçbir şey yok olmuyor. Bedenimizde, ruhumuzda izler bırakıyor. Kimisi zor olanı başarıp o izlerin hayatını yönetmesine izin vermiyor. Kimisi de o izlerin ağırlığı altında yaşayıp duruyor. En kötüsü ise o izlerin hayatını yönetmesine izin vermediğini zanneden ama aslında o izlerin esiri olarak yaşayan insanlar. İnsanın kendisine yapabileceği en büyük kötülük kendini kandırması. İnsan kendini neden kandırır? İnsan kendini kandırır çünkü hissettiği duyguların ve düşüncelerin gerçekliği altında eziliyordur. Bu ezilmeye son vermek ister ama o iş öyle kendin...

Zihinde Açan Çiçekler

Resim
İnsanın zihninde çiçek açması ne demektir? Önce buna bir açıklık getirelim. Bana göre zihinde çiçek açması, insanın kendisine iyi gelen şeyler yaptığında hissettiği o hafifliktir. Yani zihnin derinlerinde bir ferahlık, bir “iyi olma” hali. Belki de bu tanım, hem o çiçeklerin ne olduğunu hem de nasıl açtığını anlatıyor. Ama gelin biraz dürüst olalım. “Pozitif olun.” “İyi düşünün.” “Olumlu kalın.” Kişisel gelişim kitapları ve sosyal medya bu cümleleri durmadan önümüze koyuyor. Peki gerçekten öyle mi? İş yerinde kötü bir gün geçirdiğimizde, sınavdan düşük not aldığımızda, bir arkadaşımız tarafından kırıldığımızda ya da haksızlığa uğradığımızda… neden pozitif olalım ki? Gerçekten, neden? Bazen üzülmek gerekir. Bazen sinirlenmek. Bazen kırılmak. Çünkü bunlar da insana ait. “Pozitif olun” demekle olmuyor efenim. Hatta bazen bu cümleler insanı daha da sıkıştırıyor. Ben de bir dönem pozitif olmaya kafayı takmıştım. Öyle ki kötü bir şey yaşadığımda hemen kendime şunları söylüyordum: “Boş ver, i...

Zihnimin Karmaşası

Resim
  Bu fotoğrafın ismini "Zihnimin Karmaşası" koydum, çünkü zihnimin karıştığı zamanlarda hayata bakış açım aynen bu şekilde oluyor. Bir gözüm kapalı bir gözüm açık. Daha açıklayıcı olmam gerekirse zihnimin karmaşık olduğu zamanlarda bir tarafım hayatın renklerine karışmak isterken bir tarafım yalnız kalmak istiyor. Benim sorunum bu işte. Hani Ahmet Hamdi Tanpınar demiş ya  "Ne içindeyim zamanın, ne de büsbütün dışında" diye, ben bu cümleyi "Ne içindeyim hayatın, ne de büsbütün dışında" diyerek değiştiriyor ve kendime uyarlıyorum. Birkaç ayda bir zihnim karmaşık hale gelir benim. Bir de bu pandemi yüzünden sosyal hayat kalmayınca, evden işe, işten eve derken işler daha da karıştı. Tabi halime şükrediyorum ama 2020 kasımdan, 2021 nisan ayına kadar motivasyonum dibi görmüş durumdaydı. Geçenlerde bir yere tarih atarken hala 2020 yazdığımı farkettim oysaki 2021 yılındayız. Bunu hala kabullenememişim. 2020 kasımdan beri uykuda gibi hissettiğim için 2021'e gir...

Yağmurlu Günler

Resim
Yağmurlu havalara bayılıyorum. Yağmurun yağdığı günlerde içim huzurla doluyor. Küçükken de yağmur yağdığında çok mutlu olurdum. Şemsiyemi açıp, o dökülen yağmur damlalarının çıkardığı patır patır sesler eşliğinde okula gitmeyi çok severdim. Tabi bir de yağmur sonrasında oluşan su birikintisinin içinden yürümek diye bir şey var ki bunu hala çok severek yaparım. O yüzden küçüklüğümden beri yağmurun yağdığı günlerde botlarımı giymeyi asla ihmal etmem. Gerçi ben Kasım ayından Nisan ayına kadar aralıksız bot giyen biriyim ama olsun, yinede benim için yağmurun botlarla bir ilgisi var.  Kış yağmurlarını seviyor olsam da bahar yağmurlarının yeri bir başkadır. Ceketimi giyip yağmurun oluşturduğu o mis koku eşliğinde yürümeye bayılıyorum. Tabi küresel ısınma sağolsun bahar yağmuru diye bir şey pek kalmadı. Neyse bunu düşünüp tekrardan üzülmek istemiyorum. Tahmin edersiniz ki bu konu benim içimi hüzünle kaplıyor. Neyse devam edelim. Sanmayın ki yağmurda yapmayı en sevdiğim aktivite sadece yür...

Yüreğinin Götürdüğü Yere Gitme

Resim
Evet, başlığı yanlış okumadınız. Yüreğinin götürdüğü yere “git” değil, “gitme”. Çünkü bazen gitmemek gerekir. Bazen doğru olanı yapmak gerekir ve doğru olan da budur: Yüreğinizin götürdüğü yere gitmemek. Tabii bunu aşk için, doğru sandığımız yanlış insanlar için söylüyorum. Yüreğinizin götürdüğü yere gitmemek çok acıdır. Çünkü delicesine gitme arzusuyla dolup taşıyorsunuzdur. Giderseniz mutsuz olacağınızı bilirsiniz ama gitmezseniz de zaten mutsuzsunuzdur. Ne kadar saçma bir döngü değil mi? Durun, en acı kısmı daha söylemedim. Zaten sizi çağıran da yoktur. Yani ona gitmeniz için çabalayan, size mutluluk umudu veren biri yoktur. Aşık olduğunuz kişi hiç çabalamıyordur ve zaten ona gitmemekten başka çareniz yoktur. Kenan Doğulu’nun “Aklım Karıştı” şarkısını çok severim. “Yüreğim bana karşı çıktı, karışmam bu iş beni aştı” diye bir söz vardır o şarkıda. Bu sözün bende anlamlı bir yeri vardır. Çünkü yüreğimin bana karşı çıktığı çokça anda takındığım tavır budur. “Karışmam, bu iş beni aştı” ...

Dengenin Ezgisi

Resim
İnsanlar ne kadar çok konuşuyor değil mi? Bahsettiğim, amacı sadece sohbet etmek olan ve birçok konuda size yardımcı olmaya çalışan o masum insanlar değil. Bahsettiğim, boş konuşan başka insanların hayatı hakkında   sürekli yorum yapan o insanlar. Evet bazen dışarıdan bir göze ihtiyacımız vardır. Çünkü bazen çıkış yolunu bulamayabiliriz, bazen kendimiz için iyi olanı göremeyebiliriz. Dışarıdan bir göz içinden çıkamadığımız karmaşayı daha kolay çözebilir. Bunda hiçbir sıkıntı yok.  Sıkıntı olan şey,  insanların hayatımızla ilgili her konuda yorum yapma hakkını kendilerinde görüyor olmasıdır. Unutmamalısınız ki bazen kendiniz için en doğru olanı siz bilirsiniz.    Her insanın kendi hayatında kurmuş olduğu bir denge ya da kurmaya çabaladığı bir denge vardır. Eğer siz denge kurmaya çabalayan o insanlardan biriyseniz her kafadan çıkan sesin zihninizin içinde nasıl bir kalabalık oluşturduğunu daha iyi anlarsınız. Ses kalabalığı bazen öyle bir hale gelir ki kendi ...

Neden Düşüncenin Ezgisi?

Resim
   Düşüncenin ezgisi diyerek çıktım yola. Böyle çıktım çünkü aklımızdan geçen her bir düşüncenin hayatımıza çokça etkisi bulunmakta. Örneğin kafamıza bir şey taktığımızda kimimizin midesi ağrır, kimimizin başı ağrır kimimizin farklı bir yerleri. İşte bu bana göre kafamızdaki düşüncenin bedenimizde yarattığı ezgidir. Mutsuz olduğunuz bir günün sonunda türlü türlü olumsuz düşüncelerle uyursunuz, o gecenin sabahında uyandığınızda bedeninizde hissettiğiniz ağırlık hissini düşünün. Çok tanıdık geldi değil mi? Bir de mutlu olduğunuz bir günün sonunu yani iyi hissettiren düşüncelerle uyuduğunuz geceyi ve o gecenin sabahında uyandığınızda bedeninizde hissettiğiniz hafiflik hissini düşünün. Eminim bu da tanıdık geldi. Sonra bu iki sabahın devamında geçirdiğiniz günlerin arasındaki farkı düşünün. Sanırım düşüncelerin ruhumuzda, bedenimizde, hayatımızda oluşturduğu ezgiler derken ne demek istediğim biraz daha anlaşılır oldu.     Yan yana gelen notalar ezgi oluşturur. ...