Zihinde Açan Çiçekler


İnsanın zihninde çiçek açması ne demektir?
Önce buna bir açıklık getirelim.

Bana göre zihinde çiçek açması, insanın kendisine iyi gelen şeyler yaptığında hissettiği o hafifliktir. Yani zihnin derinlerinde bir ferahlık, bir “iyi olma” hali. Belki de bu tanım, hem o çiçeklerin ne olduğunu hem de nasıl açtığını anlatıyor.

Ama gelin biraz dürüst olalım.
“Pozitif olun.”
“İyi düşünün.”
“Olumlu kalın.”

Kişisel gelişim kitapları ve sosyal medya bu cümleleri durmadan önümüze koyuyor. Peki gerçekten öyle mi?

İş yerinde kötü bir gün geçirdiğimizde, sınavdan düşük not aldığımızda, bir arkadaşımız tarafından kırıldığımızda ya da haksızlığa uğradığımızda… neden pozitif olalım ki? Gerçekten, neden?

Bazen üzülmek gerekir. Bazen sinirlenmek. Bazen kırılmak. Çünkü bunlar da insana ait.
“Pozitif olun” demekle olmuyor efenim. Hatta bazen bu cümleler insanı daha da sıkıştırıyor.

Ben de bir dönem pozitif olmaya kafayı takmıştım. Öyle ki kötü bir şey yaşadığımda hemen kendime şunları söylüyordum:
“Boş ver, iyisin aslında.”
“Abartıyorsun.”
“Bak her şey yolunda.”

Dışarıdan bakınca kulağa iyi gelebilir ama içeride başka bir şey oluyordu. İyi hissetmediğim halde kendimi iyi hissettiğime ikna etmeye çalışıyordum. Yani kendimi kandırıyordum. Ve bu, insanı hafifletmek yerine daha da ağırlaştırıyor.

Çünkü bu sefer iki yük taşıyorsun: yaşadığın duygu ve o duyguyu bastırmanın yükü.

Aslında ben bunu tek bir şey için yapıyordum: zihnimde çiçek açsın diye. Ama sonradan fark ettim ki… zihinde çiçek açmasının yolu “zorla pozitif olmak” değil.

Yoga yapmak, sağlıklı beslenmek, düzenli yaşamak… evet, bunlar iyi şeyler. Ama sadece gerçekten istediğimizde. Sevmediğimiz bir şeyi sırf başkalarına iyi geliyor diye yapmak zihni hafifletmez — aksine baskı yaratır. Ve baskının olduğu yerde çiçek açmaz.

Kimi dans eder, kimi yemek yapar, kimi yürür, kimi sadece durur. Herkesin yolu başka.

Kendimizi kötü hissettiğimizde, sosyal medyadaki o “hep iyi” görünen insanlara bakıp üzülmemeye çalışalım. Çünkü orada gördüğümüz şey çoğu zaman gerçeğin tamamı değil.

Kötü hissettiğimizde üzülmeye hakkımız var. Mutsuz olmaya hakkımız var. Yalancı bir pozitiflik yerine, gerçek duygularımızı yaşamayı seçebiliriz. Ama şunu da unutmamakta fayda var: o duyguların içinde sonsuza kadar kalmak zorunda da değiliz.

Yaşayalım. Geçmesine izin verelim. Ve sonra kaldığımız yerden devam edelim.

İşte o zaman, o “iyi hissetme hali” kendiliğinden gelir. Sessizce. Zorlamadan.

Zihnimizi güzelleştiren şey, olmak zorunda hissettiklerimiz değil, gerçekten hissettiklerimizdir.

Peki, senin zihninde çiçek açtıran şey ne? Eğer yorumlarda benimle paylaşırsan, okumayı çok isterim. Sevgilerimle.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bir Yılın Ardından

İç Sıkıntısının Misafirliği

Sessiz Cesaret