Kayıtlar

Mayıs, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Beden Yalan Söylemez

Resim
“Beden yalan söylemez.” Son aylarda öğrendiğim ve aydınlandığım bir konu bu. Hani bazen anlam veremediğimiz bir duygu olur içimizde. Bunu sadece “içime sinmedi” şeklinde ifade edebiliriz. Zihnen baktığımızda her şey yolundadır ama içimizdeki o duygu başka türlü konuşur. İşte bunun sebebi bedenimizin çoğu şeyi zihnimizden önce fark etmesiymiş meğer. Bunu öğrenmek hayatımdaki çoğu şeyi değiştirdi. Çünkü içime sinmeyen şeylerin dikkate alınmaya değer olduğunu fark etmek, üstümden yük aldı sanki. İnsan, zihnen mantıklı bulduğu şeylere ikna etmeye çalışırken kendini, içindeki o huzursuzluğu göz ardı etmeye çalışır ya hani; bunun ne kadar yorucu olduğunu bilirsiniz. İşte bu çelişkiye bir son vermek ve bedenimi dinlemeyi öncelik haline getirmek özgürleştirdi beni. Kendimi önceden, yarış halinde olan iki farklı takımı aynı anda yönetmeye çalışan biri gibi hissederken, şimdi oyunun içinde hissediyorum ve artık tek bir takım var. Bu da bana kendimi daha güvende hissettiriyor. Mesela ben ...

İçimdeki Pusulalar

Resim
Hayatta ne kadarız? İnsanların bizi anladığı kadar mı, bizi sevdiği kadar mı? Ya da kendimizi sevdiğimiz kadar mı? Geçmişte benim için en önemli şey anlaşılmaktı. Bu blogu 2021 yılında açtım ve o zamanki yazılarımı okuduğumda, anlaşılma kaygısıyla çok fazla açıklama yaptığımı fark ediyorum. Sanki her cümlenin yanlış anlaşılmasını engellemeye çalışır gibiydim. O zamanlar davam buydu: anlaşılmak. Şu an ise bir davam yok. Sadece kendimi ifade etmek, yolculuğumu ve fikirlerimi paylaşmak hoşuma gidiyor. Sanırım büyümek, anlaşılmak uğruna verilen çabanın azalması. Bunun inanılmaz özgürleştirici bir tarafı var. İnsanız; paylaşmaya, anlaşılmaya ihtiyaç duyuyoruz tabii ama hayat bundan çok daha fazlası. Çünkü bir noktadan sonra şunu fark ediyor insan: insanların yorumları kendi tecrübeleriyle doğru orantılı. Bazen biriyle bir konuda konuşurken, aslında karşımızdakinin kendi hayat penceresinden yorum yaptığını fark ediyoruz. “İnsan başka nasıl yorumlayabilir ki?” diyebilirsiniz belki...

Özellik Avcıları

Resim
Hayat biraz da kendimizi keşfetme yolculuğu değil mi? Bence öyle. Mesela ben kendimi yemek yapmayı sevmeyen biri olarak tanımlardım. Geçenlerde mutfak için alışveriş yaptım, sonra güzel bir akşam yemeği hazırladım. Ve fark ettim ki aslında ben yemek yapmaktan keyif alan biriymişim. “Bu zamana kadar hiç yemek yapmadın mı?” sorularınızı duyar gibiyim. Tabii ki yaptım ama keyif aldığımı bu kadar fark etmemiştim. Aslında, zaten yaptığımız şeylerden gerçekten keyif aldığımızı çoğu zaman fark edemiyoruz. Bir örnek daha vermem gerekirse, çocukluğumdan beri yazı yazan biriyim ama bunu gerçekten sevdiğimi üniversitede fark ettim. Sosyoloji okumuş bir öğrenci olarak çokça makale yazdım ve yazdıklarımın hocalarım tarafından beğenilmesi, düşüncelerimin insanlara ulaşmasının beni ne kadar mutlu ettiğini fark etmemi sağladı. Bunun sonucunda da bu blogu açtım. Bazen de henüz kilidi açılmamış özelliklerimiz, sessizce keşfedilmeyi bekliyor. Zihnimiz hep çok dolu, biliyorum. Fakat koşuşturmamızı biraz k...