Hafta Sonu Anksiyetesi: Kaliteli Zaman Geçirme Baskısı

Merhaba sevgili okuyucularım, bugün bazı hafta sonlarını kendime nasıl zehir ettiğimden bahsetmek istiyorum. Bütün bir haftanın yorgunluğunu atmak istediğim o kısıtlı hafta sonuna çok yük bindiriyorum. Dışarı mı çıksam, evde mi kalsam, film mi izlesem, kitap mı okusam, instagramda reels mi kaydırsam yoksa sadece duvarları mı seyretsem? Takdir edersiniz ki, bunların hepsini iki güne sığdırmam imkânsız. O iki günü kaliteli geçirmek istiyorum ama kaliteli zaman geçirmek ne demek, önce ona bakalım. Kaliteli zaman geçirmek, bazen evde dinlenmek, bazen dışarı çıkmak bazen de sadece duvarları seyretmek olabilir.

Eskiden nasıldı diye düşünüyorum. Eskiden de hafta sonlarımızı, hatta boş olan her anımızı dolu dolu geçirmeye bu kadar önem verir miydik? Bana kalırsa pandemiden sonra önemli hale gelen bir durum oldu bu. Pandemi zor bir dönemdi. Eve kapandığımız, hayatımızın kısıtlandığı o günlerde, özgür zamanlarımızı yeterince değerlendirmediğimizi fark edip pişmanlık duyduk. Kısıtlamalar bitip özgürlüğümüzü geri aldığımızdan beri de vaktimizi iyi değerlendirmek önem arz eden bir durum haline geldi. O dönemler geride kalmış gibi görünse de, üzerimizde bıraktığı psikolojik izler hâlâ silinmiş değil. Çünkü insanın özgürlüğünün bir anda elinden alınması kolay kabul edilebilir bir durum değil. Bunun bir daha yaşanma ihtimali, içten içe bizi hâlâ korkutuyor olabilir. Bu da haliyle, özgür olduğumuz her anı 'kaliteli' geçirme baskısı yaratıyor.

Artık şundan eminim ki, sadece dinlenmek istediğim zamanlar için kendimi suçlu hissetmeyeceğim. Bu pandemiden sonra oluşan "kaliteli vakit geçirme anksiyetesi" ile yollarımı ayırmak istiyorum. Bence fazlasıyla yol arkadaşlığı yaptık, artık özgürleşme vaktim geldi. 

Neyse canlar, buraya kadar okuduysanız teşekkür ederim. Sevgiyle kalın ve anksiyeteden uzak bir yaşam sürün.



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bir Yılın Ardından

İç Sıkıntısının Misafirliği

Sessiz Cesaret