Dümenin Başında
Ne kadar garip değil mi? Herkesin, nasıl yaşamamız gerektiği ile ilgili bir fikri var. Doğduğumuz andan itibaren etrafımızı çevreleyen kurallar silsilesi ile büyüyoruz. Hiç durmadan doğrunun, yanlışın ne olduğunu öğretiyorlar bize. Kaç yaşına gelirsek gelelim bu durum son bulmuyor. 25 yaşındayım ben. Uzun zamandır da kendi doğru ve yanlışlarımı bulmaya çalışıyorum. Çünkü bunları bulmaya ihtiyacım var. Bana en yakın ya da en uzak kişilerin hayatımın çizgilerini belirlemesine izin vermek istemiyorum. Çünkü günün sonunda o çizgiler benim çizgilerim, bu hayat benim hayatım. Yaşanmışlıklar, yaşanacak olanlar, insanlar her ne kadar hayatımın gidişatına zaman zaman yön verse de dümenin başında duran benim. Hep bendim. Hatırlamam, belki de hatırlamanız gereken şey budur.
O dümenin kontrolünü kaybetmemek için hayatımı kontrol altında tutmaya çalıştım ben. Yanlış yöne gitmemek için direndim. Ne rüzgarın akışına bıraktım kendimi ne de dalgaların yarattığı sarsıntılara. Hep en doğrusuna inandığım şeyleri yapmaya çalıştım. Şimdi görüyorum enerjimi ne kadar da boşa harcadığımı. İşte şimdi anlıyorum çıkan en ufak bir pürüzde neden bu kadar üzüldüğümü, karalar bağladığımı. Çünkü başarısız olduğumu hissediyordum. O dümene sıkı sıkıya tutunmuşken, nasıl bir şeyler ters gidebilirdi ki? Nasıl kontrolüm dışında gelişebilirdi bir şeyler? Hayata karşı serzenişim, umutsuzluğum belki de mutsuzluğum bunun yüzünden. Kontrol etmesi imkansız olan şeyleri, kontrol etmeye çalıştığım için.
O dümenin başında hep ben olacağım bu değişmeyecek. İstediğim yere çevirebilirim o dümeni. Rüzgarın akışına bırakabilirim kendimi ya da dalgaların yarattığı sarsıntılara. Çünkü ne rüzgar ne de dalgalar bir tehdit değil benim için. Ben tehlikede değilim ya da herkes kadar tehlikede herkes kadar güvendeyim. Kim bana bu kadar kontrollü olmayı öğretti, bilmiyorum. Kontrollü olmak benim doğrum zannediyordum. Değilmiş. Bana ait olduğunu zannettiğim ama aslında olmayan diğer düşünceler ve duygular gibi.

Yorumlar
Yorum Gönder