Belirsizlik Sığınağı


Bugünler benim için “netlik” kelimesinin anlam kazandığı günler. Hayatımın bir noktasının hep karanlık kalmasına sebep olacağını sandığım belirsiz durumların, netliğe kavuştuğu günler… 

“Görmek istememek” çok tehlikeli bir durum dostlar. İnsan bazen kendi eliyle, kendi isteğiyle bir belirsizlik sığınağına kapatıyor kendini. Bunu yapıyor çünkü öbür türlü yaşanan şeylerle nasıl baş edeceğini bilemiyor. O sığınaktan çıkıp bir şeyleri kabullenmek zor geliyor, ta ki aslında zor olanın o belirsizlik sığınağı içinde yaşamak olduğunu anlayana kadar. 

“Belirsizlik sığınağı” derken insanın var olan durumları, var olan cevapları kabul etmek istemediği için kendini farkında olmadan "belirsizlik" adı altında kandırmasından  bahsediyorum.  Bazen bazı şeyleri saf gerçekliği ile kabullenmek çok zor. O yüzden belirsizlik bir kaçış bizim için. Aslında çok net olan durumların, belirsiz olduklarına kendimizi inandırıp yol almaya çalışıyoruz. Tabi buna yol almak denirse.  

Belirsizlikten nefret eden biri olarak tanımlardım hep kendimi. Meğer ben belirsizliğe sığınıyormuşum. Hem de o kadar çok sığınmışım ki bir noktadan sonra belirsizliğin kendisi ben olmuşum.  Ne istediği, ne hissettiği, ne düşündüğü belirsiz olan bir adet “ben” var olmuş. Bir noktadan sonra ben bile yabancı olmuşum kendime. Hayatı o sığınaktan ibaret sanmaya başlamışım. O sığınağa göre şekil almışım.  

Hayat o sığınaktan ibaret değil. Şu an tek bildiğim ve hissettiğim bu.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bir Yılın Ardından

İç Sıkıntısının Misafirliği

Sessiz Cesaret