Gelişigüzel Yazı


Bir Avm içerisinde oturuyor ve hayatımı sorguluyorum. Tabi bu sorgulamaya Avm içerisinde bir uğultu gibi dolaşan klasik müzikte eşlik ediyor.

Sor, sorgula, cevap bulmaya çalış... Bunları misyon edinmişim kendime. "21. Yüzyılın filozofu" ödülü olsa bana verilebilir. Çünkü bu sorgulamalarım geçmişteki filozofları aratmıyor. Belki de yanlış yüzyılda doğmuşumdur. Ya ben fazlayım bu yüzyıla ya da bu yüzyıl fazla bana. Kim kime fazla ya da eksik bilmiyorum ama ben bir karışığım o kesin.

Ben stres yaptığımda sağ omzumun biraz aşağısında bir ağrı olur. O ağrı stresimin boyutuna göre şiddetlenir. Bu yazıyı şu an o ağrı ile yazıyorum. 

Bu yazının belli başlı bir konusu yok. Öyle yazıyorum işte. Neyi sorguladığımdan ya da kafamı karıştıran cevaplardan bahsetmeyeceğim. Çünkü düşünmekten ve hissetmekten sıkıldığım şeyleri yazıya dökmek istemediğim bir dönemdeyim.

Yeni aldığım rujumu sürdüm Avm'de boş boş oturuyorum, gelip geçen insanları izliyorum. Mağazaların vitrinlerine bakıyorum. Vakkorama mağazasının vitrininin çok güzel olduğunu belirtmeliyim. Kahve de içmeyi düşünüyordum, bu sorgulama halime eşlik etsin diye ama vazgeçtim. Canım istemiyor çünkü. Canımın istemediği şeyleri yapmama özgürlüğünü tanıdım kendime. 

Sevgili dostlar, sonuna kadar okuyan varsa içinizde teşekkürlerimi iletiyorum. Bu gelişigüzel yazıma ortak olduğunuz için mutluyum. Sağ omzumdaki ağrı ve ben için artık eve gitme vakti. Sağlıcakla kalın, hoşcakalın.

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bir Yılın Ardından

İç Sıkıntısının Misafirliği

Sessiz Cesaret