Sakinlik

Sakinlik ne kadar güzel bir şey değil mi? İnsan böyle hafif hissediyor kendini. Ruhu dingin. Kendi dingin. Karmaşa insanı ne kadar yoruyorsa, sakinlik de insanı o kadar dinlendiriyor. Bana kalırsa bu hızlı çağda en çok ihtiyaç duyduğumuz şey sakinlik.

Peki sakinliği nerede bıraktık? Trafikte bıraktık. Sosyal medyada bıraktık ya da kalbimizin kırıldığı yerde bıraktık. Bir yerlerde bıraktık işte. O kadar fark etmeden bıraktık ki, tekrardan gidip bulma ihtiyacı duymadık bile.

Hayat koşuşturmacadan ibaret. Fakat eskiden de böyle değil miydi? Şu an her şey neden bu kadar hızlı? Bu kadar karmaşık? Şimdi herkesin bildiği cevabı vermeme gerek yok herhalde. Fakat yine de duymak isterseniz söyleyeyim: cevap sosyal medya. Kent yaşamının karmaşasının üstüne bir de sosyal medya eklendi.

Neyse, bu konular hakkında konuşmak için yazmıyorum; bu yüzden fazla değinmeyeceğim. Benim asıl değinmek istediğim konu sakinlik. Sadece sakinlik. Çünkü unutmuştum böyle hissetmeyi. Sakince durmanın, sakince düşünmenin ne kadar kıymetli olduğunu unutmuştum.

Lefebvre, kent yaşamındaki insanların kendilerine, kendilerini fark edecek ve ilham yaratacak anlar yaratmalarını tavsiye etmiştir. Çünkü bu koşuşturmaca içinde en çok kendimizi unutuyoruz. Koşuşturmacadan fırsat bulduğumuz ilk anda da sosyal medyaya kaptırıyoruz kendimizi. Bu yüzden bu kadar zamandan geriye hiçbir şey kalmıyor bize.

Bu yüzdendir ki Lefebvre ve ben aynı fikirdeyiz. Lefebvre kendinize anlar yaratın diyor, ben de o anların neticesinde oluşan sakinliğin tadını çıkarın diyorum. (Lefebvre kim derseniz Fransız bir sosyolog; merak ederseniz araştırabilirsiniz. O da size kalmış.)

Evet dostlar, sonuca gelecek olursak: sakinliğin ne kadar önemli bir şey olduğunu hatırladım ve belki aranızda unutmuş olanlar vardır diye size de hatırlatmak istedim. Sakinlik, durgunluk, dinginlik, sessizlik… Ne şekilde tanımlamak isterseniz isteyin, yeter ki hayatınızda bu tanımlara yer verin.
Ha bir de kendinizi fark edecek, ilham yaratacak anlara yer verin. Bunlar kıymetli şeyler dostlar. Lefebvre ve ben boş konuşmayız, lütfen bunu unutmayın.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bir Yılın Ardından

İç Sıkıntısının Misafirliği

Sessiz Cesaret