Geç Kalmışlık Hissi


Kendimi hayata geç kalmış hissediyorum. Sanki en doğru zamanda en yanlış kararları vermişim, güzel olabilecek her şeyi sabote etmişim, açık yolları kapatmışım, enerji akışını hep olumsuza dönüştürmüşüm gibi hissediyorum. Bu his geçmiyor. Bu his beni ele geçirdikçe hayata daha çok geç kalıyorum gibi hissediyorum.

Can havli ile karar vermek diye bir şey var. Adam akıllı ölçülüp tartılmadan verilen kararlar ki bu kararlar genelde yanlış olur, ha bir de gereğinden fazla düşünüldüğü için verilemeyen kararlar var. Bir şeye hiç kafa yormadan harekete geçmekte yanlış, gereğinden fazla kafa yorarak harekete geçememekte. Bilin bakalım bu iki şeyi sürekli kim yapıyor. Tabi ki ben. Ya can havli ile karar alıyorum ya da çok düşünmekten karar alamıyorum. Ne olacak böyle? Uçlarda takılmamayı öğreneceğim, başka ne olacak? Tabii verdiğim ya da vermediğim her karar yanlış değil. Kendi hakkımı da o kadar yemeyeyim. Fakat yine de bu karar verme, harekete geçme mekanizması biraz arızalı bende. 

Şimdi geç kalmışlıkla bunun ne ilgisi var derseniz eğer öyle bir ilgisi var ki. Çünkü zamanında vermiş olduğumu düşündüğüm yanlış kararlar yüzünden can havli ile doğru kararlar vermeye çalışıyorum ama yanlış kararlar vermeye devam etmiş oluyorum. Sonra yanlış karar vermeyeyim diye daha fazla düşünüp hiç karar veremiyorum. Böyle bir döngü dostlar. Aslına bakarsanız yanlış dediğim kararların da hayatıma öyle ya da böyle bir katkısının olduğunu görüyorum. Fakat sorun şu ki bu geç kalmışlık hissi yüzünden hayatım hakkında sürekli önemli kararlar verip harekete geçme hissiyatı duyuyorum. Belki de yapmam gereken tek şey bu kadar düşünmeyi bırakıp kendimi sürekli karar alma ihtiyacı içinde hissetmemektir. Belki her şey olması gerektiği gibi olmuştur ya da olması gerektiği gibi olacaktır. Ya da hayat, olması gerekenlerden çok daha fazlasıdır. Belki de her şeyi "olması gereken" kılıfına uydurmaya çalışmak insanı gereksiz yere yoran çabadan başka bir şey değildir. Siz siz olun beni telaşa sokan geç kalmışlık hissine kendinizi kaptırmayın. Dediğimi yapın, yaptığımı yapmayın dostlar, bu da benden size naçizane bir dost tavsiyesi.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bir Yılın Ardından

İç Sıkıntısının Misafirliği

Sessiz Cesaret