Nerede Kalmıştık?


Nerede kalmıştık? Nerede kalmıştık diye sordum çünkü çoğumuz bedenen aynı zaman diliminde yaşıyoruz, peki ya ruhen nerede yaşıyoruz? Hepimiz 2021 yılındayız. Haziran ayındayız. Peki ya aklımız, duygularımız, düşüncelerimiz nerede? Kimimiz yıllar önce yaşanmış bir olayda takılı kalmış, kimimiz geçmişte vermiş olduğu yanlış kararlarda ve bu gibi daha pek çok şeyde. "Anı yaşa" diyip duruyorlar ya, bunu demelerinin nedeni bu işte. Takılı kaldığımız yerde yaşamaya o kadar alışıyoruz ki, bir süre sonra bu garip gelmemeye başlıyor. Anı yaşayın derken takılı kaldığınız zaman diliminden kendinizi kurtarın demek istiyorlar aslında. Peki nasıl yapacağız bunu? Anı yaşamak ile ilgili sayısız kaynak var internette. Bu kaynaklara kolayca ulaşırsınız önemli olan nokta bu değil. Bana kalırsa önemli olan nokta, takılı kaldığınız zaman dilimini fark etmeniz. Belki üç yıl öncesi, belki 1 ay öncesi, belki de 2 saat öncesi. Belki yıllar sonrasında takılı kaldınız. Gelecek kaygılarınız yüzünden gece gündüz gelecekle ilgili düşünüyorsunuz ve doğal olarak da belirsiz olan gelecekte yaşıyorsunuz.

Bazı şeyleri o kadar çok duyuyoruz ve okuyoruz ki bir süre sonra gerçek anlamını yitirmeye başlıyor, sıradanlaşıyor. Anı yaşayın, kendinizi sevin gibi birçok cümle yıllardır hayatımızda. Kaçımız bu cümlelerin gerçek anlamına kafa yorduk ki? Biri bize "anı yaşa" dese kaçımız etkilenir ki bu cümleden? Etkilenmekten ziyade "of  başladı yine kişisel gelişim safsatalarına" diye tepki verecek birçok insan tanıyorum ki bazen ben de bu insanlardan biri olabiliyorum. Peki o zaman neden bu yazıyı yazıyorum? Çünkü çoğu insan takılı kaldığı zaman diliminde kendine eziyet ediyor bunu görebiliyorum ki ben de zamanında kendime az eziyet etmedim. Her zaman anı yaşayamayız biliyorum ama bazen çoğu şeyin çözümü bu. Şunu da biliyorum ki bir şeyi fark etmeden onu çözemiyoruz. Geldik mi yine farkındalık konusuna. Neyse dostlar farkındalık konusuna da geldiysek artık dağılabiliriz. O zaman hepimize bol farkındalıklı günler. 

Yorumlar

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bir Yılın Ardından

İç Sıkıntısının Misafirliği

Sessiz Cesaret